Grubumuzun İstanbul buluşmalarından ilki, 29 Eylül Cuma günü yapıldı. 38 kişinin katılımı ile yapılan bu ilk grup toplantısı hayli keyifli geçti. Daha önce üye olanların dışında, danışmanları Veysel Erdağ'ın teşviki ile Türk Telekom'dan da yeni bir grup arkadaşın ilk defa bu toplantıya katılarak gruptan haberdar olması da mümkün oldu.
İbrahim Öztürk ve benim yaptığım açılıştan sonra, Rahşan Alaç'ın moderatörlüğünde, bütün katılımcılar kısaca kendilerini tanıttı ve bundan sonraki toplantılarda neler konuşmak isteyeceklerini, gündemlerinde bilgi güvenliği adına bu günlerde neler olduğundan bahsettiler.
Tek tek not alınan bu başlıklara, her ayın son cuma gününde yapmayı planladığımız önümüzdeki toplantılarda ağırlık vermeye çalışacağız. Bu sırada, öyle geniş kapsamlı konular gündeme geldi ki, belki de bazı aylarda toplantıları belirli odak konuları etrafında yapmak, hatta bu konularla ilgili tarafları birer panel kurgusunda bir araya getirmek güzel fikirler olarak ortaya çıktı.
Sevindirici bir şekilde, "kimlik yönetimi" gibi teknik belirli alanlardaki "bilgi güvenliği politikaları" gibi teknik olmayan boyutların yanı sıra, sektör olarak bilgi güvenliğinin kullandığı terimlerin etrafında oluşturulan dil ve sektördeki ortak olan/olmayan anlayışlar gibi felsefi/etimolojik konular da gündeme geldi.
Daha sonra, bir ihtiyaç molasından sonra sunumlar aşamasına geçildi. Bu bölümde de, ben uzunca bir süredir üzerinde çalıştığım Elektronik İmza ve Mobil Elektronik İmza konularını anlattım. Böyle bir servisin güvenlikle ilgili teknik özellikleri, uygulama sağlayıcılar ve kullanıcılara olan faydaları birlikte tartışıldı.
Bunu takiben Okyar Tahaoğlu, bilgi güvenliği alanında çalışan uzmanların giderek kafasını karıştıran bir konu olan marka bağımsız bireysel sertifikalar konusunu, bu alandaki 45 sertifika başlığını dökerek açıklık getirdi :) Bunu takiben, bu tip sertifikasyonların bireye ne sağlayıp, sağlamadığı, halen yabancı örnekleri yakından örnek almaya dayanan Türkiye'deki birkaç denemeye karşın, yabancı girişimler olan bu sertifikasyonların alan ve talep eden için ne anlam taşıdığı tartışıldı. Bu aşamda özellikle bu sertifikaların bazılarının gündeme getirdiği mesleğin ahlak ilkeleri konusunun ne kadar iyi takip edilip edilmediği ve nasıl bir önem taşıdığı konusu etraflıca tartışıldı.
Son sunum olarak da, yıllardır zaafiyet analizleri ve sistem sızma testleri yapan Fatih Özavcı, biraz da ihaleyle kendi üzerine kalan (benim tarafımdan zorla verilen) IPS Güvenliği ve Aşılması başlığını, IPS markalarının "her şeyi bilme ve her saldırıya çözüm olma" iddiasını çürüten, takip edebilenler için hayli keyifli teknik bir sunum ile özetledi. O kadar derin bir konuyu, her boyutuna değinerek öyle güzel özetledi ki, gelecekte birkaç günlük bir güvenlik konferansı yaparsak, paralel eğitim oturumlarından birisi, kesinlikle ilgilisi için IPS güvenliği ve aşılması olmalı hissini bende oluşturdu.
Katılan herkesin de, listede tanımadığı kimselerin, bir eposta adresinin ötesinde, nasıl insanlar olduğuna dair ipuçlarını elde ettiği keyifli bir tanışma, paylaşma, eteğindeki taşları dökme, birbirinden öğrenme imkanı bulduğu bir toplantı oldu. Zaten yola çıkarken de hedefimiz bu olduğu için, iyi bir ilk deneme yaptığımızı söyleyebilirim.